Kulak Çınlaması Nedir ? Hakkında Bilgiler

Halk Arasında Kulak Çınlaması Diye Bildiğimiz Bir haStalığın Şimdi Bütün Bilgilerini Göreceğiz. Normalde Kulak Çınladığı Zaman Bizler Birinin Bizden bahsettiğini Söyleriz. Kulak Çınlamasının Bir çok Çeşitleri Var Buyrun Hep beraber Okuyalım Ve Bilgileri Kazanalım.
DIŞ KULAK
Dış kulak, kulak kelepçesi ve dış kulak yolundan oluşur.Bu yapılar ses dalgalarını toplar ve kulak zarına ulaştırır.
ORTA KULAK
Orta kulak, kulak zarı ve iç kulak arasında yer alır. Bu boşluk üç kemikçik içerir: Malleus,inkus,stapes(çekiç ve örs üzengi). Kulak zarının titreşimleri orta kulak boşluğundan bu kemikçikler yoluyla iletilir. Üçüncü kemikçiğin (stapes) hareketi iç kulak sıvılarında dalgalanmaya neden olur. Orta kulak duvarları buradakine benzer bir zar (mukoza) ile kaplıdır. Salgı bezleri ve damarlar içerir. Bu boşluk östaki borusu yoluyla genizle bağlantılıdır. Östaki borusu orta kulak boşluğundaki hava basıncını atmosferik basınçla eşitler(yükseklik değişikliklerinde kulakta duyulan ?pop? sesi bu yolladır)
İÇ KULAK
İç kulak, bir kemik kapsül içindedir; sıvı ve saçlı işitme hücrelerini içerir. Etrafı çok ince damarlara beslenen ince ve şeffaf bir zar ile çevrilidir. Bu bölümdeki sıvıda stapesin hareketi ile oluşan elektriksel uyarıya çevrilir.
İŞİTME YOLLARI (SİNİRİ)
İç kulakta oluşan elektriksel uyarı, işitme siniri yoluyla beyine ulaştırılır. Beyine gide işitme siniri, denge siniri ve yüz siniriyle birlikte küçük bir kemik kanaldan geçer.
BEYİN
İşitme siniri beyine ulaştığında çok geniş bir telefon şebekesinden daha kompleks interkominikasyon sistemine ayrılır. Sinir uyarıları bundan sonra ses olarak algılanırlar.
OBJEKTİF ÇALIŞMA (TİNNİTUS)
Çınlamaların büyük bölümü sadece hastanın kendisi tarafından duyulur. Buna ?subjektif çınlama? adı verilir. Hem hasta hem hasta hem de çevredekiler tarafından duyulan çınlama ?objektif çınlama? olarak isimlendirilir. Çınlamanın daha az görülen şeklidir. Objektif çınlama orta kulak veya östaki tüpündeki kas spazmlarına veya kulağı çevreleyen kan damarlarındaki anormalliklerine bağlı olabilir.
MUSKULER (KASLARA AİT) ÇINLAMA
Çınlama, orta kulak kemikçiklerine yapışan iki kastan birinin veya östaki borusuna bağlanan kaslardan birinin spazmına bağlı olabilir. Orta kulakta iki adet kas bulunur. Stapes kemikçiğine yapışan kas(stapes kası) ve malleus kemikçiğine yapışan kas (tenson timpani). Bu kaslar normalde yüksek seslerde veya irkilme durumunda kasılırlar. Bununla birlikte bu kaslardan bir veya her ikisi belirgin bir sebep olmaksızın belirli aralıklarla ritmik olarak kasılmaya başlayabilirler. Bu kaslar orta kulaktaki işitme kemikçiklerine bağlandıklarından, kasılmaları kulakta tekrarlayıcı seslere neden olur. Bu tıkırtılar can sıkmasına karşın bir tedavi gerektirmeksizin kendiliğinden azalırlar. Kas spazmı devam ederse, ilaç tedavisi (kas gevşeticiler) veya ameliyat (spastik kasın kesilmesi) gerekebilir. Östaki borusuna yapışan kaslardan birinin spazmına bağlı ortaya çıkan muskuler çınlama pek sık değildir. Fakat, kulakta ritmik takırtılara neden olabilirler. Bu duruma ?palatal myoclonus? adkı verilir ve genellikle kas gevşeticilere cevap verir.
DAMARSAL ÇINLAMA (VASKULER TİNNİTUS)
Orta ve iç kulağa çok yakın komşulukta iki büyük damar mevcuttur. Juguler ven ve karotit arter. Bunlar beyni besleyen iki majör damardır. Kalp atımlarının veya bu damarlarda dolaşan kanın sesinin duyulması olağan değildir. Ateşli hallerde, orta kulak enfeksiyonlarında veya ağır egzersiz sonrası bu durum görülebilir. Dolaşımdaki hızlanış geçicidir ve genellikle egzersiz ve ateş düşürüldüğünde azalır. Çevreden bu sesler duyulmaz. Bazen kan akımından doğan bu ses çevreden de duyulabilir. Bu durum, damar duvarının kalınlaşmasına(yaşlılarda normaldir) damarların daralmasına veya damar duvarında anormal gelişimlere bağlı olabilir. Bu nadir durumlarda tanı ve tedavi için ileri tetkik gerekebilir.
DIŞ KULAK ÇINLAMASI
Dış kulak yolunun ?wax? kulak kiri, yabancı cisim veya şişme sonucu tıkanması işitmede azalmaya veya kulak zarında baskıya yol açabilir. Bu durum sıklıkla pulsatil (nabızlı) tip çınlamaya yol açar.
ORTA KULAK ÇINLAMASI
Orta kulak rahatsızlıkları alerji, enfeksiyon, yaralanma, nedbe dokusu veya orta kulak kemikçiklerinin hareketliliğinin azalmasına bağlı oluşabilir. Bu rahatsızlıklar sıklıkla işitme kaybı ile sonuçlanır ve çınlamaya yol açabilirler. Fakat işitme kaybının derecesi ile çınlamanın şiddeti arasında bir paralellik bulunmaz.
İÇ KULAK ÇINLAMASI
İç kulak kompartımanındaki sıvıda basınç değişikliğine yol açan herhangi bir durum çınlamaya yol açabilir. Bu enfeksiyon, alerji veya dolaşım bozukluklarına bağlı olabilir. (sadece sıvıda değil aynı zamanda iç kulağı örten zarda da değişikliğe yol açarlar).
SİNİR YOLLARI ÇINLAMASI
Sinir yolları işitme mekanizmasının en hassas yapılarıdır. Sıvı dalgalarını sinir uçlarına çeviren küçük saçlı hücreler gözde ışık dalgalarını sinirsel uyarılara çeviren retina hücrelerine eş değerdirler. Bu hassas hücrelerde en ufak bir ödem veya parazit, fonksiyon ve uyarılmada azalmaya yol açar. Bu durumu birçok nedenle ortaya çıkabilir: Enfeksiyon, alerjik ödem, sistemik hastalıkları(akut veya kronik), toksik etkiler, anı patlama sesine maruz kalma veya duyarlı kişilerin uzun süre sese maruz kalması, hastanın duyarlı olabileceği belirli ilaçlar ve kan akımı ile beslenmeyi değiştirebilecek hassas değişiklikler. Basınç değişiklikleri sinir beyine giderken geçtiği kemik tünelde içte ve dışta ödeme(şişmeye) yol açabilir. Bu durumlarda bazen tek taraflı çınlama ortaya çıkar ve kemik tüneli genişleyemediğinden ayı tünelden geçen denge ve yüz siniri de baskı altında kalarak işitme siniri gibi zarar görür. İşitme yollarının herhangi bir yerinde küçük damarların yırtılması veya spazmı basınç ve dolaşımda bozukluğa yol açar. Neticede işitme kaybı olup olmaksızın ani çınlama ortaya çıkabilir. Pıhtı ufak ise az veya kalıcı değişiklik olmaksızın emilebilir. Bu durum basınç fenomeni gibi sadece tek taraflı görünür ve bir kez oluştu diye, aynı veya karşı tarafta oluşacağı anlamına gelmez.
BEYİN ÇINLAMASI
Ödem, basınç veya dolaşım bozukluğuna bağlı herhangi bir rahatsızlık bazen tek yada çift taraflı işitme yollarının beyine girdiği veya sonlandığı yeri tutabilir. Çoğunlukla belirtiler tek kulağa lokalizedir ve doktoru hastalığın nedeni ve lokalizasyonu konusunda aydınlatabilecek diğer belirti ve bulgular da mevcuttur.
İŞİTME KAYBI
Çınlamaya işitme kaybı eşlik edebilir, ya da etmeyebilir. Bu belirtilerin sayısız nedenleri etüt edildiğinde çınlama mevcudiyetinde işitmenin neden etkilenebileceğini anlamak daha da kolaylaşır. Çınlamayla birlikte işitme kaybı da mevcutsa çınlamanın ciddiyeti işitme kaybı konusunda yol gösterici değildir. Çınlaması olan birçok kimse işitmelerini kaybedeceği korkusu içindedir. Bu gereksiz bir korkudur.
STERS VE DEPRESYON
Fiziksel veya emosyonel stres her insanın hayatında periyodik olarak mevcuttur. Kimilerinde kroniktir ve bazı belirtiler ya da depresyona yol açabilir. Bazen çınlama gibi bir belirti kendi içinde depresyona yol açabilir ve bu da varolan çınlamayı daha can sıkıcı hale getirir. Bu bilgilerimize göre ciddi çınlaması olan bir hastayı antidepresanlar veya anksiyete ilaçları ile tedavi edebiliriz. Bu tür hastalar aynı zamanda ?biofeedback? tedaviden en fazla yarar gören hastalardır.
TEDAVİ
Tetkikler sonucu lokal veya genel bir neden saptanabilmişse bu problemin düzeltilmesi ile çınlama bertaraf edilebilir. Bununla birlikte vakaların çoğunda çınlamayı ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi veya cerrahi tedavi mevcut değildir.
GENEL TEDBİRLER
Her türlü gürültülü sesten kaçının. Zorunlu hallerde kulaklık veya kulak tıkacı gibi koruyucular l kullanınız. Çınlamanızı artıran belirli seslere maruz kaldıysanız bu tecrübeyi bir kez daha yaşamaya çalışın.
Nevröz anksiyeteden (sinirsel gerginlik) kaçının. İşitme sistemi uyarılabilir.
Yeterli derecede istirahat edin ve aşırı yorgunluktan kaçının
Uyarıcı ilaçlar kullanmaktan kaçının. Bu nedenle aşırı kahve ve sigara kullanmayın.
Çınlamanın, can sıksa da, bir gerçek olduğunu kabul edin ve mümkün mertebe bunu ciddiye almamaya çalışın.
Çınlama sağırlığa yol açmaz. Aklınızı kaybetmenize veya ölüme de yol açmaz. Bu tür kötü düşünceleri kafanızdan silin.
Genellikle yatağa girildiğine veya etraf sessizken çınlama daha fazla olur. Odadaki herhangi bir ses (saat gürültüsü yada radyo sesi) çınlamayı maskeler ve dikkatinizi ona vermemenizi sağlar. Uyurken gürültüyü maskelemek için değişik tonlara ve şiddete ayarlanabilen bir alet mevcuttur. Bu aletin adı ?sleep mate? uyku arkadaşıdır. Sleep-A-tone modeli Amerika?da ve iyi bir tinnitus maskeleyicidir.(Dalga, rüzgar ya da yağmur sesi seçenekleri vardır, istenilen şiddete ayarlanabilir).
Yüksek yastıkta yatılırsa (bir ya da iki yastıkla, baş yüksekte) kafada konjesyon (göllenme) daha az olacağından çınlama da daha az olacaktır.
Geçici rahatlama için bazen sedatif (sakinleştirici) veya benzeri araçlar kullanılabilir.
İŞİTME CİHAZI
Çınlamaya işitme kaybı eşlik ediyorsa hafif işitme kaybına bile işitme cihazı kullanılması (hasta kulağa) çınlamayı maskelemede oldukça etkilidir.
BİOFEEDBACK ÇALIŞMA
Biofeedback çalışma bazı hastalarda çınlamanın şiddetinin azaltılmasında etkilidir. Tedavi saatlik oturumlar halinde biofeedback egzersizleri içeriri. Hasta vücudunun çeşitli bölgelerindeki kan akımını kontrol etmeyi ve kafaya yapışan kasları gevşetmeyi öğrenir. Hasta bu şekilde gevşemeyi öğrenebilirse çınlama çoğunlukla azalır.
ÇINLAMAYI MASKELEME
İşitme kaybı olan hastalarda çınlamanın en tekili tedavisi bir işitme cihazı kullanmaktır. Cihazda duyulan ses konuşulanları anlamayı arttırdığı gibi çınlamayı da maskeleyerek daha az duyulmasını sağlayacaktır. İşitmesi normal olan, fakat çınlamadan çok şikayetçi olan hastalara çınlama maskeleyici (tinnitus masker) etkili olabilir. Küçük bir elektronik alet olan bu maskeleyici, işitme cihazı şeklinde devam etmiştir. Bu alet çıkardığı ses ile kullanılanın duyduğu çınlamayı engeller. Tinnitus maskeleyici hastaların çevredeki sesleri çınlamadan daha iyi tolere edilebileceği esası üzerine geliştirilmiştir. Çınlamanın frekansı saptanmaya çalışılır ve sonra bu frekansa yakın ses üreten bir maskeleyici önerilir. Maskeleyici hastaya bir müddet kiralanabilir ve bu süre içinde hasta maskelemenin etkili olup olmadığını test eder.
SONUÇ
İşitme yolları vücudun en hashas ve duyarlı mekanizmalarından biridir. Genel sinir sistemi ile direkt ilişkisi olduğundan kişinin anksiyete (sinirsel gerginlik) durumu ile orantılı cevaplar üretecektir. Çınlamanın herhangi bir yolla tedavisinde başarılı olabilmek için önce hastanın bu belirti kompleksi konusunda detaylı bilgilendirilmesi gerekmektedir. Kulak problemleri ile ilgili herhangi bir sorunuz olduğunda çekinmeden bizi arayın.
Çınlama oldukça yaygın olarak görülmektedir. Aralıklı veya daimi, hafif ya da çok şiddetli, kaba tonlarda veya yüksek frekanslarda (tiz) olabileceği gibi subjektif (Sadece hasta tarafından işitilir), ya da objektif (çevre tarafından da işitilir) olabilir. Çınlama bir hastalık olarak algılanmamalıdır, sadece bir belirtidir (ağrı gibi). İşitme sinirinin nedeni sesi iletmek olduğundan bir nedenle uyarıldığında beyin bu uyarıyı ses olarak algılar. Bu durum herhangi bir duyu siniri için de geçerlidir. Birisi derinizi çimdiklerse,uyarılan sinir ağrı duyusunu ilettiği için canınız yanar. Çınlamaya işitme kaybı eşlik edebilir. İşitme desibel (Db) ile ölçülür. 0-25 dB arası işitme sohbet için normal olarak değerlendirilir.
İşitme seviyesi (dB) İşitme kaybı yüzdesi
25 dB 0
30 dB (hafif) 8
35 dB (hafif) 15
45 dB (orta) 30
55 dB (orta) 45
65 dB (ciddi) 60
75 dB (ciddi) 75
85 dB (ciddi) 90
Bademcik Ameliyatı Hakkında bir Makale yazısı
Bademcik Ameliyatı
Bademcik (Tonsil) ve geniz eti (Adenoid) olarak isimlendirilen dokular lenfoid hücrelerden oluşmuştur. Lenfosit yapımında rolü vardır. Yeni doğanda anneden geçen immünglobulinler nedeniyle küçüktürler. 4-5 yaşlarda daha sık olmak üzere enfeksiyonlara bağlı olarak büyürler. İleri yaşlarda küçülme eğilimi gösterirler. Geniz etinin büyük olması burundan solunuma engel oluşturur. Ayrıca kulak ve sinüslerin boşalımını bozarak değişik boyutta problemlere yol açarlar. Bu çocuklarda işitme kayıpları, horlama, ağızdan soluma, gece öksürükleri, burun akıntıları gözlenmektedir. Kronik geniz eti iltihapları veya büyümeleri ortodontik bozukluklar, yüz gelişiminde bozukluklar ve konuşma bozukluğuna yol açabilmektedir.
Bademcik ve geniz eti büyümeleri üst solunum yolunu daraltacak boyuta ulaştığında horlama ve apne dediğimiz uykuda nefessiz kalma gibi ciddi sorunlar başlatır. Bu durumlarda bir KBB uzmanı ile görüşülmesinde yarar vardır.
Romatizmal ateş olarak bilinen hastalık A grubu beta hemolitik streptokoklara karşı oluşturulan antikorların yol açtığı bir komplikasyondur. Kalp kapakçıklarında bozukluklara yol açabilmektedir.
BADEMCİKLER VE GENİZ ETİ HANGİ DURUMLARDA ALINMALIDIR?
Bademcik ve geniz eti ameliyatları KBB kliniklerinde sık uygulanmaktadır. İlaç tedavisinden fayda görülmediğinde cerrahi olarak bunların çıkartılmasına baş vurulmaktadır. Bu ameliyata karar vermek için kullanılan iki kriter vardır.
Kesin ve göreceli olarak ameliyatın gerekliliği belirlenir.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
Üst solunum yolunun bademcik ve geniz eti büyüklüğüne bağlı olarak tıkanması Bademcik etrafında abse (Peritonsiller abse) Kötü huylu tümör şüphesi Çene yapısını bozan geniz eti ve bademcik büyümeleri.
Göreceli kriterlerin en başında sık tekrar eden bademcik enfeksiyonları gelmektedir. Bademcik ameliyatlarının %40′ı bu nedenle yapılmaktadır.
Son bir yılda 7 defa veya son iki yılda yıl başına 5 ‘şer defa veya son üç yılda yıl başına 3 ‘er defa yada daha sık ateşli bademcik iltihaplanması geçirilmesi Difteri (Kuş palazı) mikrobu taşıyıcıları Kalp kapak bozukluğu olan kişiler. Bademcik ve geniz eti iltihaplanmasına bağlı olarak sık orta kulak iltihabı geçirilmesi.
Bu gibi durumlarda kronik bademcik iltihaplanması olarak adlandırılır. Çözümünde cerrahi tedavisi önerilir, planlanır.
BU AMELİYATLAR HANGİ YAŞTA YAPILIR?
Bademcik hastalıkları çocuk yaş grubu sorunu olarak bilinmekle birlikte erişkin işinde aynı kurallar geçerlidir. Ameliyata engel oluşturacak herhangi bir ciddi sağlık problemi olmayan erişkinlerde de bademcik ameliyat uygulanmaktadır. Alt yaş sınırı zorunlu haller dışında 4-5 yaş olarak belirlenmiştir. Üst yaş sınırını belirlemek mümkün değildir. Genel olarak ileri yaşlarda bu hastalığın görülme oranı düşüktür ve çoğu zaman basit çözümler tercih edilmektedir.
BADEMCİK AMELİYATI RİSKLİ MİDİR?
Bademcik ameliyatları riski oldukça düşük orandadır. İstatistiklerde 14.000 ameliyattan birinde anesteziye veya cerrahiye bağlı ciddi komplikasyon bildirilmektedir. Ameliyat sonrası ciddi kanama oranı 5/1000 gibi düşük orandadır. Bademcik ameliyatından sonra vücudun savunma sistemi ile ilgili bir çok bilimsel çalışma yapılmış ancak net bir sonuç elde edilmemiştir. Bademcikleri alınmış insanlarda lenfositlerin bazı tiplerinin sayısında azalma gösterilmiştir. Ancak bunun klinik olarak sorun doğurduğuna rastlanılmamıştır. Bademcik ameliyatından sonra daha kolay farenjit olunduğu yolunda bir inanış vardır. Bademciği alınmış yada alınmamış insanlarda farenjit görülme oranı aynı sıklıktadır. Bademciklerin alınması farenjit olma oranını artırmamaktadır.
Gebelikte Sıkça Görülen Rahatsızlıklar
Gebe olan Çoğu hanımda görülebilecek sıkça rastlanan hastalıklar nelerdir diye merak ediyorsanız ya da sıkça görülen rahatsızlıklardan biri de sizde beliriyor ise endişe etmeyiniz.Bu bölümümüzü okuyup gebelikte yaşanan rahatsızlıklar konusunda bilgi sahibi olunuz.
>>>Gebelikte Sık Görülen Rahatsızlıklar<<<
Kadının gebeliği boyunca yaşadığı rahatsızlıklar genelde “gebeliğin küçük rahatsızlıkları” olarak isimlendirilirler. Ancak bu deyimin hadiseyi tam olarak izah etmekten yoksun olduğu görülmektedir. Çünkü belirlenen rahatsızlıkların bir çoğu, gebelik hormonlarına ve destek organlarına bağlı olarak ortaya çıkan normal, fizyolojik değişimlerdir. Bununla birlikte, kadın bu sorunları yaşarken, bu rahatsızlıklar hiç de “küçük” sorunlar olarak görülmemektedir. Çünkü kadın günlük yaşamında bu sıkıntıları devamlı çekmekte bu sorunlarla sürekli karşı karşıya kalmaktadır.
[-] Memelerde gerginlik ve hassasiyet:
Memelerdeki rahatsızlık: gerginlik, dolgunluk, sızlama ve meme başında hassasiyet şeklinde kendini gösterir. Genelde gebelik süresince devam eden bu belirtilerin bir ya da birkaçının varlığı gebeliğin ilk belirtisi olarak kabul edilir. Bu rahatsızlıklar meme bezlerinin büyümesi ve damarlaşmasının artması nedeniyle meydana gelir.
Alınması Gereken Önlemler:
Memelerdeki rahatsızlık: geniş bantlı sutyenlerin kullanılması ve geceleyin baskıyı azaltmak için yatma pozisyonunun değiştirilmesi ile azaltılabir. Gebelik ilerledikçe meme başı ve etrafındaki kahverengi dokuların kuruluğunu önlemek için sabun kullanmaktan kaçınılmalıdır. Memelerden kolostrum adını verdiğimiz koyu kıvamlı, sarımsı “ilk süt” gelişi olması durumunda meme başına hafifçe masaj yapılması gerekebilir. Bu işlem gelen süt ile memenin nemlendirilmesi ve emzirme için meme başının hazırlanmasını sağlaması bakımından da önemlidir.
Bu dönemde süt akışı sorun oluyorsa sutyen içine göğüs petlerinin kullanılması ve yumuşak pamuklu giyeceklerin giyilmesi faydalı ve rahatlatıcı olabilir.
[-] Bulantı ve Kusma:
Bulantı ve kusma gebeliğin erken dönemlerinde % 70 oranında yaşanılan normal fizyolojik bulgularıdan biridir. Genellikle adet kanamasının geciktiği günlerde gebelikle birlikte başlar ve normal olarak gebeliğin ilk üç ayında kendiliğinden geçer. Günün herhangi bir saatinde görülmesine rağmen, daha ziyade sabahın erken saatlerinde yaşandığı için “sabah rahatsızlığı” olarak da isimlendirilir. Bir çok gebede gebeliğin ilk üç ayında bulantı şikayetini değişik derecelerde yaşarken, bunların çoğunluğunda kusma meydana gelmez.
Gebelikteki bulantı ve kusmanın tam olarak nedeni bilinmemesine rağmen daha ziyade gebelik hormonlarının kandaki seviyesinin artmasına bağlı olarak geliştiği kabul görmektedir. Gebelikte hormonal etki ile midenin boşalma zamanının artması ve ayrıca kandaki kan şekeri seviyesindeki değişikliklerde bulantıya neden olduğu bildirilmektedir. Bulantıya sebep olduğu ileri sürülen diğer nedenler: mide asit salgılarının artması, yememeye bağlı olarak midenin boş olması, susuz kalma, ağızda acılık, annede düşük tansiyon değişikliği, psikolojik faktörler ve yorgunluk sayılabilir.
Alınacak Önlemler:
Eğer bulantı sabahları erken saatlerde görülüyorsa, sabah yataktan kalkmadan önce karbonhidratlı (unlu mamuller) kuru yiyecekler yemek faydalı olabilir. Yatak kenarında kraker bulundurmak birçok kadının uyguladığı bir yöntemdir. Bir bardak süt içmek ya da iki adet kalsiyum tableti almak mide asitini yatıştırmak için yardımcı olabilir. Yemekler az ve sık olarak alınmalıdır. Su ve diğer içeceklerin yemek sırasında değilde öğün aralarında alınmasına özen gösterilmelidir. Maden suyu gibi tatlandırıcısız karbonatlı meşrubatlar bulantı için nispeten yardımcı olabilir. Gebe kadın ilk dönemde yemek hazırlamada zorlanabilir. Bu dönemde ailedeki kişiler tarafından yemek hazırlamada yardımcı olunması gerekmektedir.
Vitamin B6 haplarının yemeklerden sonra ya da yatarken alındığında bulantı için faydalı olabilir. Ancak bulantı giderici ilaçların hekim tarafından önerilmedikçe kullanılması anne ve bebek yönünden sakıncalı olabilir. İstirahat ve tansiyon düşüklüğünden kaçınmak için yavaş hareket etmek bulantıyı azaltmaya yardımcı olabilir.
Eğer bulantı ve kusma ısrarcı ve vücudun susuz kalmasına (dehidratasyona) yol açmış veya dördüncü aydan sonrada devam ediyorsa o zaman bu durum gebeliğin “normal” bulgusu olmaktan çıkar, ileri tetkik ve değerlendirmenin yapılmasını gerektirir.
[-] Pityalizm-Ağızda Acılık:
Pityalizm, gebelik sırasında tükürük salgısının fazla miktarda mineral içermesine bağlı olarak yoğunluğunun artması sonucu ağızda metalik acı bir tat oluşmasıdır. Bu rahatsızlık gebeliğin ikinci veya üçüncü haftasında birden bire başlamasıyla karakterizedir. Gebeliğin ilk üç ayında azalıp kendiliğinden kaybolabilir. Ancak gebeliğin sonuna kadar devam eden vakalar mevcuttur.Tükrük salgısmdaki yoğunluk yutmayı güçleştirir ve sık tükürme ihtiyacının yanında, bulantı-kusmaya neden olabilir. Ağzda ve özellikle dilde kuruluk, tükürük bezlerinde şişlik, ağızda tahriş ve konuşmada zorlanma olabilir.
Bu durumu oluşturan nedenler tam olarak bilinmemekle birlikte gebelik hormonlarının artması ve gebelikte oluşun bulantı nedeniyle yutmada isteksizliğin sebep olabileceği belirtilmektedir.
Alınacak Önlemler:
Pityalizm in bilinen kesin tedavisi olmadığından belirtilere yönelik tedavi yapılması önerilmektedir. Bu maksatla ağız hijyenine önem verilmesi ve salgı azaltıcı ağız sıvılarının kullanımı faydalı olabilir. Nişastalı hamur işi yiyeceklerinin kullanımının kısıtlanması ve dengeli beslenme önerilebilir.
Eğer aşırı tükürük salgısı varsa hekime müracaat edilerek ağız yaraları, bademcik iltihabı, mide, pankreas ve karaciğer hastalıklarına yönelik ileri tetkiklerin yapılması ve ona göre tedavi edilmesi önerilebilir.
[-]İdrar kaçırma ve Sık İdrara Çıkma:
Gebelikte, idrar kaçırma ve sık idrara çıkma şikâyetleri genelde birlikte görülür. Gebeliğin ilk üç ayında büyüyen rahimin, mesaneye ve böbrekten mesaneye uzanan idrar yollarına yaptığı bası ve hormonların idrar yollarında genişlemeye yol açan etkileri nedeniyle bu şikâyetler orkaya çıkar. İkinci üç ayda (3-6 ay) rahmin basısı nispeten azalır. Çünkü rahim leğen kemiğinin dışına doğru büyür ve böylece idrar
sıklığı azalır, idrar sıklığı üçüncü üç ay (6-9 ay) da tekrar sorun olmaya başlar. Çünkü bebekle birlikte büyümüş rahim olan tekrar idrar torbasına bası yapar.
Gebelik hormonlarının idrar yollarındaki düz kaslarda yaptığı gevşetici etkisi nedeniyle, idrar yollarında genişlemeye neden olur. Bu durum ise gebe kadınların genelde idrar kaçırmalarına yol açmaktadır.
Alınması Gereken Önlemler:
Gebelikte, idrar kaçırma ve sık idrara çıkma hadisesi, bütün gebeleri rahatsız eden en önemli sorun olarak kendini göstermektedir. Şikâyetleri gebelik süresince tamamiyle ortadan kaldırmanın imkânı yoktur. Ancak alınacak tedbirlerle şikâyetlerin nispeten giderilmesi mümkündür. Önerilen tedbirler: idrar torbası (mesane) mümkün olduğunca boş tutulmalı ve aşırı gerilmesini önlemek için idrar hissi oluşur oluşmaz boşaltılmalıdır. Gün içinde yeterince sıvı alınmalı, ancak geceleyin uykunun bölünmesi ve gece idrar kaçırmanın önlenmesi bakımından sıvı alımı bir miktar azaltılmalıdır. Kahve, çay, kola gibi kafeinli içeceklerden kaçınılmalı ve karın-kasık bölgesindeki kasların güçlendirilmesi maksadıyla “kegel egzersizler”! yapılmalıdır. (Kitabın ilerdeki “Egzersiz” bölümünde bu egzersizlerin nasıl yapılacağı konusunda ayrıntılı bilgi verilmiştir). Alınan tüm tedbirlere rağmen idrar sızması önlenemiyorsa astarlı külotlar kullanılabilir.
Gebelikte idrar kaçırılma miktarında artma, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, sızlama ve idrar renginde değişikliğin olması gibi durumlarda zaman kaybedilmeden doktora müracaat edilmesi gerekir,
[-] Yorgunluk ve Halsizlik:
Gerçek nedeni bilinmemekle beraber erken dönemlerinde bütün gebelerde yorgunluk ve halsizlik görülmektedir. Bu duruma daha ziyade kandaki bazı hormonların gebeliğe bağlı olarak artışlarının sebep olduğu ileri sürülmektedir.
Kişinin harcadığı enerji miktarının %25 oranında artması yorgunluğa ve solunum sayısının artmasına sebep olmaktadır. İlk üç ayda ise fizyolojik ve psikolojik değişikliklerle birlikte meydana gelen halsizlik ve yorgunluk daha ziyade kansızlık, kalp rahatsızlığı ve başka bir hastalığa bağlı kilo kaybından ileri gelebilir. Durumun aydınlatılması bakımından hekime müracaat edilmesi en uygun hareket tarzı olarak değerlendirilmelidir.
sıklığı azalır, idrar sıklığı üçüncü üç ay (6-9 ay) da tekrar sorun olmaya başlar. Çünkü bebekle birlikte büyümüş rahim olan tekrar idrar torbasına bası yapar.
Gebelik hormonlarının idrar yollarındaki düz kaslarda yaptığı gevşetici etkisi nedeniyle, idrar yollarında genişlemeye neden olur. Bu durum ise gebe kadınların genelde idrar kaçırmalarına yol açmaktadır.
Alınması Gereken Önlemler:
Gebelikte, idrar kaçırma ve sık idrara çıkma hadisesi, bütün gebeleri rahatsız eden en önemli sorun olarak kendini göstermektedir. Şikâyetleri gebelik süresince tamamiyle ortadan kaldırmanın imkânı yoktur. Ancak alınacak tedbirlerle şikâyetlerin nispeten giderilmesi mümkündür. Önerilen tedbirler: idrar torbası (mesane) mümkün olduğunca boş tutulmalı ve aşırı gerilmesini önlemek için idrar hissi oluşur oluşmaz boşaltılmalıdır. Gün içinde yeterince sıvı alınmalı, ancak geceleyin uykunun bölünmesi ve gece idrar kaçırmanın önlenmesi bakımından sıvı alımı bir miktar azaltılmalıdır. Kahve, çay, kola gibi kafeinli içeceklerden kaçınılmalı ve karın-kasık bölgesindeki kasların güçlendirilmesi maksadıyla “kegel egzersizler”! yapılmalıdır. (Kitabın ilerdeki “Egzersiz” bölümünde bu egzersizlerin nasıl yapılacağı konusunda ayrıntılı bilgi verilmiştir). Alınan tüm tedbirlere rağmen idrar sızması önlenemiyorsa astarlı külotlar kullanılabilir.
Gebelikte idrar kaçırılma miktarında artma, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, sızlama ve idrar renginde değişikliğin olması gibi durumlarda zaman kaybedilmeden doktora müracaat edilmesi gerekir.
[-] Yorgunluk ve Halsizlik:
Gerçek nedeni bilinmemekle beraber erken dönemlerinde bütün gebelerde yorgunluk ve halsizlik görülmektedir. Bu duruma daha ziyade kandaki bazı hormonların gebeliğe bağlı olarak artışlarının sebep olduğu ileri sürülmektedir.
Kişinin harcadığı enerji miktarının %25 oranında artması yorgunluğa ve solunum sayısının artmasına sebep olmaktadır. İlk üç ayda ise fizyolojik ve psikolojik değişikliklerle birlikte meydana gelen halsizlik ve yorgunluk daha ziyade kansızlık, kalp rahatsızlığı ve başka bir hastalığa bağlı kilo kaybından ileri gelebilir. Durumun aydınlatılması bakımından hekime müracaat edilmesi en uygun hareket tarzı olarak değerlendirilmelidir.
Alınması Gereken Önlemler:
Gebelikte oluşan halsizlik ve yorgunluğu azaltmanın en önemli yolu her gece en azından 7-8 saat uyumaktır. Eğer günlük program uygunsa öğle uykusu, kadın çalışıyorsa kısa aralıklı olarak istirahat tavsiye edilir. Demir takviyeli dengeli diyete devam edilmelidir. Düzenli egzersiz ve sosyal aktivite yorgunluk hissini azaltabilir. Enerji arttırdığı söylenilen ilaç ve kafein tüketiminden kaçınılmalıdır. Gebe kadın, kendisini sürekli yorgun hissediyorsa: yetersiz beslenme, egzersiz eksikliği, kansızlık, kalp hastalığı gibi sistemik bir rahatsızlık, fazla aktivite, gebeliğe karşı aşırı tepki ve psikolojik etkenler yönünden incelemenin yapılması gerekir.
[-] Vajinal Akıntıda Artma:
Gebelik hormonlarının etkisi, büyüyen rahmin etraf dokulara, kasıklara ve damarlara yaptığı bası nedeniyle: miktarı artmış, kokusuz, renksiz ya da hafif sarımsı renkte olan vaginal akıntının olması, gebeliğin normal seyri olarak kabul edilebilir. Gebeyi rahatsız edecek şekilde peynir kıvamında kötü kokulu ve fazla miktardaki akıntılar bir hastalığın habercisi olabileceğinden zaman kaybetmeden hekime müracaat edilmesi gerekir.
Alınması Gereken Önlemler:
Temizliğin dikkatlice ve iyi yapılması, hijyen kurallarına uyulması gibi tedbirler akıntıyla mücadele etmede oldukça başarılı bir yöntemdir. Perine bölgesinin (haznenin etrafı ile anüs arasında kalan kısım) mikrop kapmasını önlenmesi bakımından, tahrişten kaçınılması, bölgenin kuru ve temiz tutulması gerekir. Bölgenin serin tutulması ve hava akımının sağlanması bakımından pamuklu giysilerin giyilmesi tavsiye edilebilir. Sıkı giysiler ve külotlu çorap giymekten kaçınılmalıdır. Akıntı rahatsız edecek düzeyde ise, sık olarak değiştirilmek üzere günlük petler kullanılabilir. Mikrop kapma riskini artırdığından tampon kullanılmamalıdır. Haznenin içinin duş şeklinde yıkanması, haznenin mikroptan korunmasını sağlayan doğal ortamının bozulmasına yol açacağından, temizlik spreylerinin ve pudraların kullanılmaması tavsiye edilir.
Vajinal akıntının karakterinde, renginde ve kokusurîda bir değişikliğin olması mikrobik bir hastalığın habercisi olabileceğinden, ayrıca akıntı miktarında aniden artışın olması durumunda ise bebeği çereleyen su kesesinin yırtılmış olabileceği düşünülerek zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerekir.
Gebelikte vajinanın mikrop önleyici doğal yapısı kısmende olsa bozulduğundan mikropların yerleşmesi ve hastalık oluşturması kolaylaşmaktadır.
[-] Burun Tıkanıklığı ve Burun Kanaması:
Bazı kadınlarda gebelik sırasında allerji ya da soğuk algınlıkları varmış gibi burunda dolgunluk, tıkanıklık veya burun akıntısı oluşabilir. Bazılarında ise nadiren de olsa burun kanaması meydana gelebilir.
Alınması Gereken Önlemler:
Aralıklı olarak soğuk buhar tatbiki, tuzlu su içeren burun damlası ya da burun spreyleri burun tıkanıklığını geçirmede beş gün süreyle güvenle kullanılabilir. İlaç içeren burun damlaları bebeğin gelişimini etkileyebileceğinden ve bazı türleri de annenin tansiyonunu yükseltebileceğinden kullanılması tavsiye edilmez. Burun kanaması olduğunda baş öne doğru eğilmeli, burun kanatları birbirine yapıştırılacak şekilde parmakla burun kanatlarına bastırılmalıdır. Burun köküne baskı veya buz torbası uygulaması da faydalı sonuç verebilir. Eğer kanama devam ederse buruna gazlı veya pamuklu tampon uygulanabilir. Burun kanamasında hiç bir zaman baş arkaya doğru atılmamalıdır. Yapılan ilk yardıma rağmen durdurulamayan burun kanamalarında zaman kaybetmeden tansiyon kontrol edilmeli ve hekime başvurulmalıdır,
[-]Tansiyon Düşüklüğü ve Bayılma:
Gebeliğin ilk üç ayında meydana gelen hormonal değişiklikler, psikolojik etkenler, dolaşım bozukluğu ve tansiyonun aniden düşmesi gibi nedenlerle gebe bir kadında baş dönmesi ve baygınlık hissi gelişebilir. Bacak damarlarında kanın göllenmesi, kan şekerinin düşmesi, ani pozisyonun değişikliği, yorgunluk, damar yatağında mevcut sıvı miktarının artması ile dolaşımın yüklenmesi ve nispi olarak kansızlığın gelişmesi gibi nedenlerden ileri gelir. Ayrıca, gebeliğin daha geç dönemlerinde kadının sırtüstü yatmasına bağlı olarak hafif tansiyon düşüklüğü ve baş dönmesi görülebilir.
Alınması Gereken Önlemler:
Genel olarak hastalardaki ilk belirti: anlamada zorlanma ve yetersizlik, baş dönmesi ve görme bozukluğu şeklinde kendini gösterir. Baş dönmelerinde ve bayılma durumlarında yapılacak ilk müdahale hastayı sırt üstü yatırıp başının altına yastık koymadan bacaklarının yukarı kaldırılması gerekir. Gebe kadın, kendinde bu durumu hissettiği anda hemen oturmalı ya da uzanmalıdır. El ve ayak parmak uçlarının sıkıştırılması, yüzüne bir bezle soğuk su veya kolonya sürülmesi ile hastanın kendine gelmesi sağlanabilir. Bunlar yapılırken bir sağlık mensubu tarafından nabız ve tansiyonun kontrol edilmesi alınması gereken önlemler bakımından gerekli olduğu bilinmelidir.
Ani pozisyon değişikliklerinden, uzun süre aynı pozisyonda oturmaktan ya da ayakta durmaktan kaçınılmalıdır. Çünkü bu durum kanın göllenmesine ve baygınlık hissine neden olmakta, vücutta dolaşan kan miktarının azalmasına sebep olmaktadır. Sırtüstü yatarken önce bir tarafa yan dönüp uzanmalı, daha sonra oturur pozisyon alınmalıdır. Temiz hava rahatlatıcı olacağından sıcak ve kalabalık ortamlardan kaçınılmalı, hava akımına maruz kalmayacak şekilde kapı ve pencere açılmalı rahat ve ferah bir ortam sağlanmalıdır. Orta dereceli ekstremite ve solunum egzersizleri faydalı olabilir, yeterli derecede istirahat edilmesine, demir ve vitamin desteğinin yapılmasına, sık ve az yemek yemeye özen gösterilmelidir.
Adet Kanaması Bozuklukları Hakkında
Adet Kanaması Görülen Bayanlarda Her Zaman Adet 4 Haftada bir gerçekleşmemekte.Bununla Birlikte Öncesinde ya da sonraki günlerde de adet kanamaları gormekteler.Adet Kanamalarında gelen bu bozuklukluklar ya da gun olarak sarkmaların sebebi gibi ve bir çok konuda sizin kafanızda yer edinen soruların cevaplarını mesajımızda bulabilirsiniz.
ADET BOZUKLUKLARI
Ortalama olarak kadınlar her dört haftada bir adet görürler ve kanama 3-5 gün sürer. Ancak her kadın bu ortalamaya girmez. Bazı kadınlarda kanama 3 haftada bir ve bazı kadınlarda da 35 günde bir meydana gelir. Bunlar da normaldir.
Adet kanaması nedir ?
kadın rahmi her ay sanki gebe kalacakmış gibi hazırlığa girişir. Rahimin içi bir yavrunun büyümesini sağlayacak biçimde kan ve dokularla astarlanır. Ancak gebelik meydana gelmez ise rahim artık bir işe yaramayacak olan bu astarı dışarı atar. Adet kanaması işte bu dışarı atim olayıdır.
Adet kanaması her zaman sancılı mı olur ?
Adet kanaması sırasında bir miktar sancı ve kramp normal olabilir, ancak aşırı sancı normal değildir. Yataktan çıkamayacak, okula veya işe gidemeyecek kadar sancınız varsa doktora gidin. Sancılı ve ağır kanamalı adet gören, cinsel ilişki sırasında veya büyük aptes yaparken sancılanan kadınlarda çok yaygın bir hastalık olan endometriosis olabilir. Bu; rahim zari veya adet kanından gelen parçaların karin boşluğuna kaçarak başka organlar üzerinde bulunmasıdır. hastalık genç kızlarda veya her yaştaki bayanlarda görülebilir. Bu hastalık ayrıca kısırlığın da yaygın bir nedenidir.
Adet görmemek ne demektir ?
Gebelik ilk akla gelen nedendir, ancak başka nedenler de olabilir. Yeni adet görmeye başlayan ergenlik çağındaki kızların adetleri düzensiz olabilir. Bazen stres veya seyahat nedeni ile meydana gelen hormonal dengesizlik normal adet devresini geçici olarak etkiler. Doğum kontrol hapını bırakmak da 1-2 ay adet görmemeye neden olabilir. 3-5 ay adet görmeyen kadınlarda yumurta üretimi durmuş demektir ve kısırlık sorunları olabilir. Tanı için doktora gidin.
Kanama neden normalden daha fazla olur ?
Tampon veya pedinizi her iki saatte bir değiştirmek zorunda kalıyorsanız, ağır kanamalı bir adet görüyorsunuz demektir. Nedeler arasında endometriosis, kanser olmayan tümörler veya doğum kontrol için takılan rahim içi araç sayılabilir. Gününden geç gelen ağır kanamalı bir adet, çocuk düşürme belirtisi olabilir. aşırı kanama verdiği sıkıntı yanında kansızlığa da neden olabilir.
Tampon kullanmak Toksik Şok Sendromuna (TSS) neden olabilir mi ?
TSS çok nadir görülen bir hastalıktır (100.000 de 1), ancak ciddi bir enfeksiyondur ve gerekli önlemler bilinmelidir. TSS ye tampon kullanmak neden olmaz, ancak kullanılan tamponda bulunabilen bir mikrop neden olur. Tampon kullanıyorsanız uzun sure kullanmayın ve 3-4 saatte bir değiştirin ve geceleri kullanmayın. TSS riski süper veya kuvvetli emici tamponları kullanmakla artar. En az emici yani normal reguler veya mini tamponlar yeterlidir. TSS belirtileri arasında ani ateşlenme, kas ağrısı, baş ağrısı gibi grip benzeri belirtilerin yani sıra baş dönmesi, kusma ve ishal bulunmaktadır. Bu belirtileri görür görmez hemen tamponu çıkarın ve doktora baş vurun. Bunların dışında her iki (2) yılda bir PAP Testi yaptırarak rahim ağzı kanserine karşı kendinizi koruyun.
Gebelikte Spor Yapma ve Egzersizler
Gebe Hanımların Sağlıklarına Çok Dikkat Etmeleri Gerekir Çünkü Artık kendileri bir can degil iki can taşımaktadırlar.Gebe iken sağlıklarına nasıl dikkat edebilirler, ne gibi egzersiz yapabilirler ya da hangi hareketleri yapabilir hangilerini yapamazlar gibi konulardaki soruların cevaplarını mesajımızda bulabilirsiniz.
Gebelik ve Egzersiz
Günümüzde, sağlık bilincine sahip artan sayıda kadın hamileliği boyunca egzersiz yapmaktadır.
Bu, özellikle hayatınızda dizinizi bükmekten daha fazla bir şey yapmadıysanız, gebeliğin gayretli bir egzersiz programına başlamanın tam zamanı olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, gebelikten önce düzenli olarak egzersiz yapıyorsanız, doktorunuz tersine bir tavsiyede bulunmadıkça muhtemelen egzersizlere devam edebilirsiniz. Birçok doktor daha önce egzersiz yapmayan hastaların bile, hamilelik sırasında makul bir egzersize başlamalarını önermektedir.
Düzenli egzersiz programının erkekler ve kadınlar için uzun dönemli yararları çok iyi bilinmektedir. Araştırmalar egzersizin gelişmekte olan cenin üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etkisinin muhtemelen olmadığını göstermektedir. Ama, egzersiz annenin vücut dayanıklılığını arttırabilir.
Dayanıklılığın artmasının sonucu daha kısa ve daha kolay doğum olabilir. Bazıları bu etkinin kalp-akciğer sağlığına ve tahammül gücünün artmasına bağlı olduğunu ileri sürüyorlar. Fiziksel olarak sağlıklı bir annenin tahammül gücü, doğum sırasında bebeği itmesi gerektiği zaman özellikle değerlidir. Düzenli olarak egzersiz yapan kadınlar yorgunluğa yenilmeden daha uzun süre itebilmektedirler.
Daha kolay ve daha kısa bir doğum olasılığı, egzersiz yapma konusunda sizi ayartabilir, ama dikkatli hareket edin. Vücudunuzdaki hormonal değişiklikler nedeniyle, incinmeye daha açıksınızdır. Bağ dokuları daha kolay gerildiği için, eklemleriniz daha dengesiz ve daha kolay incinebilir durumdadır. Ayrıca, genişledikçe, ağırlık merkeziniz kayar ve dengenizi kaybedebilirsiniz.
Bu nedenle, çok eğilmek ya da eklemlerinizi çok fazla geren herhangi bir hareket tavsiye edilmez, yüksek etkili aerobik ya da sıçramaya dayalı başka hareketler de önerilmez. Ayrıca düşme tehlikesi nedeniyle dikkatli olmak gerekir. Tenis ve benzeri oyunlar oynamayın. Bu oyunlar sırasında ani yön değişiklikleri eklem zedelenmelerine yol açabilir.
Hamileliğin dört ayından sonra, cenine giden kan akışını kesme olasılığı nedeniyle, sırtüstü yatmanızı gerektiren egzersizlerden kaçının.
Ata binme, dağcılık, dalma ve su kayağı gibi ağır ve potansiyel olarak tehlikeli etkinliklerden kaçının. Hamileliğiniz sırasında kayak yap-mayın. Bazı uzun mesafe koşucuları hamilelikleri sırasında kendilerine ya da bebeklerine zarar vermeden maratonları tamamladılarsa da, hamilelik maraton koşusu için uygun bir zaman değildir.
Bu birkaç egzersiz kısıtlamasına karşın, hamile bir kadın için uygun olan birçok spor ve egzersiz vardır. Hamilelik sırasında en iyi egzersiz yüzmektir. İyi bir dolaşım antrenmanı sağlar; suyun kaldırma gücü sayesinde, eklemlerinizin zedelenmesi riski yoktur.
Düşük etkili aerobik uygundur ve bazı yerlerde bebek bekleyen annelere yönelik düşük etkili aerobik kursları vardır. Gebelikten önce bu etkinliklerden hoşlanıyorduysanız, jogging ve bisiklet de uygundur. Her zamankinden daha fazla yoruluyorsanız, etkinlik seviyesini düşürebilirsiniz. Hamilelik sırasında yürüyüş sık sık tavsiye edilir ve egzersiz yapmaya başlamak isteyen, daha önceden aktif olmayan hamile kadınlar için önerilen ilk egzersizdir.
Hangi egzersizi seçerseniz seçin, başlamadan önce doktorunuza danışın. Çoğu kadın için hamilelik sırasında egzersiz güvenli olduğu halde, bazı hamile kadınlarda egzersizi tehlikeli hale getiren hipertansiyon gibi sorunlar vardır.
Kendinizi tüketecek kadar egzersiz yapmayın. Antrenman sırasında su kaybını önlemek için bol bol sıvı için. Hava sıcak ve nemliyse, yürüyüşünüzü ya da koşunuzu daha serin bir güne erteleyin.
Hemoroid- Halk Dilinde Basur Hastalığı ve Tedavisi
Son Zamanlarda Bay ve Bayanlarda Sıkça Rastlanan Bir Hastalık Olan Hemoroid(Basur) Hastalığı ve Bu Hastalığın Belirtileri Konusunda Aşağıda Bilgiler Verilecektir.
Hemoroid Nedir? Basur, anüs (makat) bölgesindeki damarların varis gibi genişlemesidir. Kalıtımsal özellik de taşıyan Basur‘un ana nedeni kabızlıktır. Beslenme ve sağlık önlemleriyle denetim altında tutulabilir, ama çoğu kez kesin tedavi için cerrahi müdahale gerekebilir. Kanama şeklinde ortaya çıkar.
Hemoroidin nedenleri: Kronik kabızlık, hamilelik (özellikle ard arda olursa), şişmanlık (yanlış beslenme: çok ve baharatlı, acı vb. yemek yeme) , soğuk yerlerde fazla oturma,alkol alışkanlığı; makatı zedeleyecek şekilde uzun süre bisiklet, motosiklet gibi araçları kullanmak, günün büyük bir kısmını oturarak geçirmek, hareketsizlik, son bağırsaklardaki bazı hastalıklar vb. basur (hemoroid) oluşmasını kolaylaştıran etkenlerdir.
Bol su içmeye ve dengeli beslenmeye; özellikle lifli besinler, bol meyve ve sebze yemeye,
Düzenli spor yapmaya,
Ağır yük taşımamaya,
Dar giysiler giymemeye ve uzun süre oturmamaya dikkat edin.
Hemoroid tedavisi: Basur‘un neden olduğu kanama aşırı olmasa bile uzun süre devam etmesi halinde kansızlığa sebep olabilir. Kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır. Bununla birlikte, günümüzde Basur Tedavisi oldukça kolaylaşmıştır. Her türlü sorunuz ve şikayetiniz için doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin.Doktorunuzun Bilgisi Dışında Koca Karı İlaçları Deneyip Hayatınızı Tehlikeye Sokmayınız Lütfen.Sağlıklı Günler Dileriz.






